Hikayemiz

Hikayemiz

Su konusunda Türkiye’deki veriler çok iç açıcı değil. Büyük olasılıkla önümüzdeki yıllarda su konusunda vahim tablolarla karşılaşacağız. Peki yapılacak bir şeyler yok mu? Elbette var…

Sürdürülebilirlik kavramıyla 2010 yılında tanıştım; sonrasında, 3 tane uluslararası onaylı sürdürülebilirlik raporu ve bir de ‘Tarım Raporu’ hazırladım. Tarım raporunu 2012 yılında Brezilya’da yapılan ‘İklim Zirvesi’nde sundum. Bu dönemde suyun Türkiye için ne kadar büyük önem taşıdığını gördüm; önümüzdeki on yıllarda ciddi bir susuzluk tehdidiyle karşı karşıyaydık. Mutlaka bir şeyler yapmalıydık. Oysa bildiğim bir çok kurum suyu bedava ve sonsuz bir kaynak gibi sorumsuzca kullanıyordu.

2014 yılında Nilfisk bayiliğini aldım. Bu markanın özellikle endüstriyel tipteki yüksek basınçlı yıkama makinalarına odaklandım. Bu makinalar musluktan akan az miktardaki suya yüksek basınç kazandırıyor ve etkin temizlik  konusunda harika sonuçlar yaratıyorlardı. Fakat ben bu makinaları 3 yıl boyunca sadece Türk tersanelerinde inşa edilen yabancı gemilere satabildim. Peki neden diğer endüstriler bu harika makinalarla ilgilenmiyordu?  Suçu kendimde aramaya başlamıştım. Cevabı 2016 yılında Ankara’da buldum. Çok büyük bir et kombinasının üst düzey bir yöneticisine makinaların tanıtımını yapıyordum. Bir ara su tüketiminin azaltılması konusunda bu makinaların katkısını anlatırken sayın yöneticimiz sözümü kesti ve bana şöyle dedi; “Mustafa bey, senin bu söylediğinle (su tüketimini azaltmakla) kimse ilgilenmez burada”.  O an anladım ki, su konusu ülkemde neredeyse kimsenin gündemine girmemişti.

Oysa, Norveçli balıkçılar için durum farklıydı. 3-4 gün diye çıktıkları denizde, eğer balığı bulurlarsa 1 aydan fazla kalıyorlardı. Ve bu süreçte su kaynaklarını çok dikkatli kullanıyorlardı. İşte tam da bu nedenle temizlik için yüksek basınçlı, sıcak su kullanıyorlardı. Yüksek basınç ve su biraraya geldiğinde yağların önemli bir kısmını çok hızlı çözüyordu. Bu sayede su tüketimi de, temizlik kimyasalı kullanımı da asgariye iniyordu. Böylesine basit bir gerçeğin farkına henüz varabilmiştim. O günden sonra da, suyun değerini ve daha az suyla ve daha az temizlik kimyasalıyla etkili temizlik yapılabileceğini her fırsatta anlatmayı kendime misyon edindim.

Değerli okuyucum, ülkemizde su kaynaklarımız kısıtlı. Önümüzdeki on yıllarda kuraklık çok da uzak değil. Sizler de kurumunuzda temizlikte kullanılan suyun miktarını azaltmak ve geleceğe katkıda bulunmak isterseniz lütfen bizimle irtibata geçin.